Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Kurban Bayramı, Müslümanlar tarafından Hicri
Takvime göre Zilhicce ayının onuncu gününden itibaren dört gün boyunca kutlanan
bir dini bayramdır. İslam dinindeki Ramazan Bayramı ile beraber en önemli iki
bayramdan biridir.
Bu bayram adını Müslümanların Allah rızası için
büyükbaş veya küçük baş hayvan kurban etmesinden alır. Tüm dünya Müslümanları
tarafından kutlanan Kurban Bayramı'nda İbrahim Peygamber'in oğlu İsmail
Peygamber'i kurban etmek istemesi anılır.
Aynı zamanda İslam âleminin her yıl Mekke'de hac
farizasını ifa ettikleri vakittir. Bayramda da Bayram Namazı kılınır ve bayram
hutbesi okunur.
Kurban kesmek mal ile yapılan bir ibadettir ve
vacibdir. Hicretin ikinci yılında emredilmiştir.
Kurban, Allah yolunda gösterilen bir fedakârlık,
O'nun verdiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir.
Zenginlerin, kestikleri kurban etlerinden
fakirleri yararlandırması, müslümanlar arasında sevgi ve kardeşlik duygularını
güçlendirir. Varlıklı insanlarla birlikte yoksullar da sevinir.
Kurbanla gelen bu sevinç toplumun huzur ve
mutluluğunu artırır.
Sevgili peygamberimiz: «Kim (mal) genişliği bulur
da kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın.» (57) buyurarak kurban
kesmenin zenginler için önemli bir görev olduğunu
belirtmiştir.
BİRLİK
VE BERABERLİGİMİZİ, KARDEŞLİK VE DOSTLUGUMUZU EN SICAK ŞEKİLDE
HİSSEDDİRECEGİMİZ MUBAREK KURBAN BAYRAMINIZI TEBRİK EDER TÜM İSLAM
ALEMİNE,HAYIRLARA VESİLE OLMASINI TEMENNİ EDER MUTLULUKLAR DİLERİM.
Rahmet ayı Ramazanı şerifi geride bırakarak mutluluk ve
sevinç günlerinden birine ulaşmış bulunmaktayız. Ramazan bayramı bütün
Müslümanlara kutlu olsun. Yüce Rabbimiz bu mübarek günü barış ve huzura vesile
kılsın. Bayramlar neşe, sevinç, sevme ve sevindirme günleridir. Toplumların
milli birlik ve beraberlik duygularının zirveye ulaştığı, dayanışma ve
kaynaşmanın daha yoğun yaşandığı müstesna zaman dilimleridir. Bu bakımdan bayram
günlerimizi olabildiğince hayırlı olacak şekilde değerlendirilerek, en başta
anne ve babalarımız olmak üzere büyüklerimizi, hastalarımızı, akraba ve
dostlarımızı ziyaret etmeliyiz. Bu vesile ile fakirleri, yetimleri, kimsesizleri
ve çocukları sevindirmeliyiz. Dargın olanları barıştırmalıyız. Bu en coşkulu
kaynaşma gününde, bu mutluluğun dışında kalmamaya ve kaynaşmanın dışında hiç
kimseye bırakmamaya büyük özen göstermeliyiz. Çünkü bayram, kederlerin ve
sevinçlerin paylaşıldığı toplumsal bir kaynaşma günü olarak, toplumun bütün
kesimleri tarafından paylaşıldığı oranda bayram olma özelliğini
kazanacaktır. Bayramlarımız, kimliğimizin önemli bir parçasıdır. Kimliğimizin
bu önemli parçasını gelecek kuşaklara aktarmak İslami bir görevdir. Bu bakımdan
bayramı güzel geleneklerimizden uzaklaştırarak sıradan bir tatil fırsatı gibi
değerlendirmeye yönelik yanlış eğilimlere itibar edilmemelidir. Çağımız yoğun ve
karmaşık yaşantısında, kimi zaman bir film izlemeye ayırdığımız vakit kadar bile
zaman ayıramadığımız akraba, eş-dosta ve komşu ziyaretlerini hiç olmazsa bayram
vesilesiyle gerçekleştirmeli, akrabalık, dostluk ve komşuluk bağlarını
koparmamalıyız. Zira “Allah, sana zulmedeni ve haksızlık edeni affetmeni, sana
gelmeyene gitmeni emretmektedir.” (Taberi tefsiri c.l3 s.330 ibn-i kesir,
tefsiri c.3.s.535) Yine Kur’an-ı Kerimde “Sen af yolunu tut, iyiliği emret,
cahillerden yüz çevir” buyurmaktadır. (Araf,l99) Küçük hediyelerle de olsa
çocukların sevindirilmesi, bayramların gereklerindendir. Çocuklarımız, bayram
vesilesiyle kendilerine değer verildiğini hissetmeli ve bayramın ayrıcalığını
fark etmelidirler. Zira Müslüman inanır ki, “Farz ibadetlerden sonra, Allah
katında amellerin en faziletlisi, Müslüman’ı sevindirmektir.” (Fethu’l kebir,
c.l,s.46) Bu mübarek bayram gününde, dünyanın çeşitli bölgelerinde zulüm,
işgal sömürü ve işkence altında kalan insanlar için dua ederken, vatanımızda
bağımsız ve özgür bir şekilde, birlik ve beraberlik içinde yaşamanın ne kadar
büyük bir nimet olduğunu bir kez daha hatırlamalı, bu vatanı bize emanet eden
aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi bu vesileyle rahmetle anmalı ve nesillerimizi
onların yolunda ve bilincinden uzaklaştırabilecek yaklaşımlara karşı dikkatli
olmalıyız. Bu vesileyle bütün din kardeşlerimizin Ramazan Bayramını en kalbi
duygularla tebrik eder, mübarek bayramın ülkemize, İslam âlemine ve bütün
insanlığa iyilik ve hayırlar getirmesini Cenabı haktan niyaz ederim.
Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri
geri çevirmez. Dualarınızın Rabbin yüce katına iletilmesine vesile olan RAMAZAN BAYRAMINIZ mübarek olsun. RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN
Peygamber efendimiz (s.a.v.),
Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:
(Ramazan ayı mübarek
bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları
açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır
ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum
kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]
(Ramazan ayı gelince,
“Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.)
[Nesai]
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar,
duaları kabul eder.) [Taberani]
(Farz namaz, sonraki
namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar
olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]
(Peş peşe üç gün oruç
tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]
(Bu aya
Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.)
[İ.Mansur]
(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden
kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]
(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz
kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.)
[Müslim]
(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve
hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular
içindir.) [Taberani]
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz,
zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan
farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz
gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat
olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı
hiç azalmaz.
Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten,
onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat
olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi
verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak
nasip olur.
Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi,
günah işlemekle geçer.
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet
etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti
kazanmak için fırsat bilmelidir.
Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir
gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak
sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.
İftarda
acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve
dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu
demektir.
Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’
vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih
kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.
Bu ayda, her gece, Cehenneme
girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur.
Bu ayda, Cennet
kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır.
Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak,
kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize
nasip eylesin!
Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz
kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu
kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.
Ramazanda oruç tutmak
hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ramazan orucu farz,
teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle
geçirenin günahları affolur.) [Nesai]
(Ramazan orucunu
tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]
(Ramazan bereket ayıdır.
Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin!
Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.)
[Taberani]
(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda
yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni
Ebiddünya]
(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli
de çok sevaptır.) [Deylemi]
(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size
sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]
Ramazan-ı şerifte, oruç
tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte,
(Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç
tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)
Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.
RAMAZAN AYININ TÜM İSLAM ELEMİNE HAYIRLARA VESİLE OLMASI
DİLEGİYLE
Hayra ve barışa yönelik işler yapmak, insanlara
doğru ve güzeli göstererek tavsiyelerde bulunmak, güzel sözle öğüt vererek
hatırlatmak, Kur’an-ı Kerim ayetlerini öğrenmek, peygamberimizin ve tüm
peygamberlerin güzel ahlaklarından ve üstün davranışlarından feyiz alarak
insanlara örnek olmak her müminin üzerine düşen önemli bir vazifedir. En başta
nefislerimizi terbiye etmeli, dosdoğru olmalı ve insanlara da doğruyu göstermeye
çalışmalıyız. Bunu yaparken çeşitli zorluk ve sıkıntılarla, çevresel baskı ve
memnuniyetsizliklerle karşı karşıya kalabiliriz. Ancak yılmadan, heyecanımızı
yitirmeden var gücümüzle hayırlı işlerde yarışırcasına didinip uğraşmalıyız.
İnsanların pek çoğu kendilerini rahatsız edecek ve dünya hayatındaki başıboş
yaşantılarını sorgulatacak öğüt ve tavsiyeler karşısında tepki gösterip ters
davranabilir. Hatta uyarılarınızdan dolayı sizi azarlayıp kırabilir de. Sabırlı
olmak, kararlı olmak güzel düşünüp güzel davranarak anlayışlı olmak bu kişiler
üzerinde önemli katkılar sağlayacaktır. Şayet etrafımızdaki insanları gerçekten
sevip sayıyorsak onlara birtakım gerçekleri hatırlatmaktan ve gerektiğinde
onları uyarmaktan çekinmemeliyiz. Zira çok sevdiğimiz bir kişi ahiretini
yitiriyor dünya sermayesini boş amaçlar uğruna tüketiyor olabilir. Bu insanlara
olan gerçek sevgimiz onların bu dünyasından çok ahireti için endişe ettiğimiz
zaman ortaya çıkacaktır. Onları kırıp incitmeden samimi ve gönülden uyarılarla
doğruya sevk etmeye çalışmalıyız. Hz. Musa’ya Firavun’a giderken dahi yumuşak ve
tatlı söz söylemesi buyrulduğunu hatırlayıp dini emir ve gerçekleri anlatıp
tavsiye ederken çok titiz ve hassas olmamız gerektiğini unutmamalıyız. Hayatımız
boyunca uğraşıp tek bir kişiyi dahi dine ve hayırlı işlere yöneltemeyebiliriz.
Ancak şunu bilmemiz gerekmektedir ki bize düşen hayra ve barışa yönelik ameller
sergileyip örnek olmak ve çevremize tavsiyelerde bulunmaktır. Biz ne kadar
isteyip uğraşsak da hidayeti verecek olan Allah’tır. Bu yüzden biz kendi
üzerimize düşen vazifeleri yapıp hayırlısı için Allah’a dua
etmeliyiz.